Balıkesir Orhanlı Köyü
Orhanlı Yaşam Portalı
Orhanlı Yaşam Portalı
8 Haz
1872 (Rumi 1288) yılında, Kafkasya’da şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan, Kuban Nehri Havzası’ndan göç eden, 2 yıl kadar ilçe merkezi Biga’da kalan ve ”maksatlarına erişen” anlamında bugünkü yere “Maksudiye” adlı köy kurulur. 1878 (Rumi 1293) yılında Bulgaristan’ın Razgrat (Hazargrat),Eski cuma, Şumnu ve Dobruca’nın Nasçıköy, Hızlatlar, Kilit kadı köylerinden 15 hane, 1951 yılında da yine Bulgaristan’ın Osman pazarı Bağışlar Köyü’nden Muhacır gelmesiyle köy bu günkü konumunu alır. Köyün adı da, Hacıbey’den (Bak.Kurtuluş Savaşı) dolayı değiştirilerek “HACIKÖY” adı verilir.
Köyün Genel Olarak Tanımı
Hacıköy 1872(1288) yılında, Kafkasyadan şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan, Kuban Nehri Havzası’ndan göç eden iki yıl kadar ilçe merkezi Biga da kalan ve “Maksatlarına Erişen” anlamında bugünkü yere Maksudiye adlı köy kurulur.1878 (1893) yılında Bulgaristan’ın Razgrat (Hazargrat), Eskicuma, Şumnu ve Dobrucanın Nasçı Köy Hızlatlar Kilikkadı köylerinden 15 hane, yine 1951 yılında da Bulgaristan’ın Osman pazarı Bağışlar Köyünden Muhacır gelmesiyle Köy bugünkü konumunu alır.Köyün adı daha sonra “Hacıköy” olarak değiştirilmiştir.
Köyün Hane sayısı ve Nüfusu
160 Haneden oluşan Hacıköy köyünde 380 kişi yaşamaktadır.nüfusun %52’si Kadın %48’i Erkektir.Yıllık Nüfus artışı %1 seviyelerindedir.
Arazi Yapısı
Köy arazisinin geneli düzlük olup tamamı tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Köyün güneye doğru uzanan arazi tepelik ve ormanlık alandır.
Ulaşım Durumu
Köyümüz Çanakkale ili Biga ilçesi Gümüşçay bucağına bağlıdır. Köy Biga ilçesine 10 km uzaklıktadır.Köye ulaşım sağlayan yol asfalttır. Çanakkale – Bursa E-90 3km mesafede olan köyün ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Köy üzerinden Yolindi köyü ve Taşoluk Barajına ulaşılmaktadır.
Dil
Türkçe ve Çerkezce olarak sıralanabilir.
Eğitim Durumu
Okur-yazar oranı %97 Civarındadır.Kız erkek ayrımı yapılmaksızın bütün çocuklar okula gönderilmektedir.1998 yılında yürürlüğe giren 8 yıllık eğitim uygulamasından dolayı köyde bulunan öğrenciler taşıma sistemi ile Biga ilçesindeki İlköğretim okullarına götürülmektedir.
Sağlık
Köyde sağlık ocağı bulunmamaktadır.Halk Sağlık problemlerini Biga ilçesindeki sağlık kuruluşlarından istifade ederek çözmektedir.
Ayrıca ; Köyde 3 adet Kahvehane, 2Adet bakkal dükkanı, 2 adet cami ve SS. Tar. Kalk. Koop. Bulunmaktadır.
Ekonomik Durum:
Tarım
9 km2 lik Köy arazisinin 6km2 si tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.Kalan arazi ise yerleşim birimi ve köy merası ve ormandır.Tarım arazilerinde genelde hayvancılık sektörüne yönelik ekim yapılmakla birlikte Çeltik, Buğday ve Mısır ekilmektedir.
Hayvancılık
Köyde tarımsal faaliyetlerden sonra hayvancılık gelmektedir.Genellikle Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yaygınlaşmıştır.Köyde ortalama 550 civarında büyükbaş, 300 civarında küçükbaş havyan vardır.
8 Haz
Çerkesce adı Hakuçhable olan Kahvetepe köyü Çanakkalenin Biga ilçesine bağlı çerkes köyüdür.
1874(Rumi 1290) yılında Kafkasyanın şimdi Adige Cumhuriyeti içinde kalan Kuban Nehri havzası çevresinden gelen 8 Adige (çerkes) tarafından kurulmuştur. Köye öncelikle kutsal yer anlamına gelen Şerefiye adı verilmiş daha sonra köyün ismi Kahvetepe olarak değişmiştir.
Abzah ve Şapsuglardan oluşan köy dışarıya zaman zaman göç vermişse de dışarıdan yerleşim adına göç almamıştır. Köyde çerkes olmayan hane yoktur.Önceleri geniş aile biçiminde beraber yaşayan köy halkı zamanla genç nüfusunu dışarıya göndermiştir.
70 hanenin bulunduğu Kahvetepe Köyü özellikle son yıllarda sayısı giderek artan yeni yapılan evlerle dikkat çekmektedir.
Köyde her yıl Ağustos ayının 3. Pazar günü Kavuşma Günü etkinlikleri düzenlenmektedir. İki gün süren bu etkinlikler de köylüler bir eğlence düğünü ve ertesi günü de köy mevliti yaparak bir araya gelmektedirler.
6 Haz
1881 Yılında Kafkasya ‘nın şimdi Adige Cumhuriyeti topraklarında kalan Kuban Havzası ‘ndan göç eden Adige (Çerkez) halk tarafından kurulmuştur. Köyün yerleşim yeri, köy kurulmadan önce, “buzağı beslenen yer” anlamında “buzalık” olarak adlandırıldığından, köye de bu ad verilmiştir. Daha sonra “din uğruna, dini yaymak için savaş yapılan yer” anlamına gelen CİHADİYE adı verilmiştir.
Köy yazları insanlarla dolar ancak kış geldiğinde boş ve sessiz bir hal alır.bu kış köydeki 3 gençten biri olan Murat Çelik de üniversite için gökçeadaya gitmiş,köyde yalnızca 2 genç kalmıştır.
Köyde adige adet,gelenek ve görenekleri haln uygulanmaktadır.Bu durum gençlerin eğlencelerinden kahvehene muhabbetlerine kadar akla gelebilecek her alanda kendini göstermektedir;ve sosyal hayat çerkes olmayanları imrendirecek bir mahiyeete tezahür etmektedir.
Köy küçük olmasına rağmen birçok önemli insan çıkarmıştır.Bunlardan biri de guiness rekortmeni İlker Yılmaz’dır.Kendisi vücuduna hükmetme konusunda müthiş bir yeteneğe sahiptir.
Coğrafya
Çanakkale iline 110 km, Biga ilçesine 20 km uzaklıktadır.
İklim
köyün bir dağ eteğinde kurulmuş olması sebebiyle çevresine göre daha serin ve soğuk olduğu söylenebilir.
Ekonomi
Köyün ekonomisinde tarım ve hayvancılığın hayati bir önem taşıdığı söylenemez.Zira çoğu aile geçmiş yıllarda İstanbul ve diğer büyük şehirlerde yaşamış,emeklilik almıştır ve köyün yaşlı ve emekliliğin tadını çıkaran bir nüfusu vardır.
1 Haz
Arıkbaşı Köyü tarihini analiz etmek için birazda Çerkes-Rus savaşlarını ve savaştan sonraki sürgünü de bilmek gerekir. İlk Rus-Çerkes çatışması 10.yy da Kiev Prensi Svyatoslav in Kuzey Kafkasya ya saldırması ile olmuştur. Avrupalı tarihçiler ise Şeyh Mansur isyanı olan 1785 yılını başlangıç olarak kabul ederler. Kuzey Kafkasya genel askeri harekât Tümgeneral A.P. Ermolov un Kafkas Ordusu Komutanlığına ve Kafkasya Baş yöneticiliğine tayin edildiği 1816 da başladı. Kafkasya işgalinin 1. dönemi 1816-1846 bu tarihler arasında Rus birlikleri işgalden ziyade tehlikeli saydıkları önderleri tutuklayarak, ticareti kısıtlayarak, Kafkasya ya silah sokulmasını engelliyerek Karadeniz Savunma Hattını oluşturdular. 2. dönemde ise (1846- 1856) Ruslar yavaş ilerleyerek işgal ettikleri yerlere hemen Don Kazaklarını yerleştirmişlerdir. 3. Dönem ise (1856-1864) Kuzey Kafkasya’yı boyunduruk altına alma planının son aşaması idi. Çerkesler yığınsal olarak göçe mecbur ediliyordu işte bu dönem de Arıkbaşılılar da Kafkasya’nın Afepsı ve Panakhes Köylerinden Balkanlara sürülmüşlerdi. (Panakhes köyü hala Kafkasya’nın Adıgey bölgesinde vardır.)
Balkanlarda iskan ettirilen Arıkbaşılı Çerkesler 15 yıl Balkanlarda kalacaklardı. Balkanlara Çerkeslerin yerleştirilmesindeki neden; savaşkan ve kapalı topluluk olmaları özelliklerinden dolayı Balkanların Demografik yapısını değiştirecek ve Slav halkların kurtuluş hareketlerini engelleyecek olmalarındandır. Nitekim 1876 da Osmanlıya karşı Bulgaristan da Dranov yakınlarında çıkan Hariton isyanını bastırmak Çerkeslerin görevi idi. Sürgün de silahlarını yanında getirebilen Çerkesler(ama 2. elbise almaları yasaktı!) zaten sürgün nedeni ile müthiş kin besledikleri Hıristiyanların Hariton isyanını anında ve isyanı başlatan Bulgar birliğini yok ederek çok kanlı şekilde bastırmışlardı. Bununla yetinmeyen Osmanlı, Çerkesleri Filibe Sancağındaki isyankar köylere yönlendirdi bu köylerde birkaç gün içinde 15.000 kişi ölmüştü. Bu olay Rus Hükümeti için aradığı fırsatı çünkü bu tek olay değildi ve Slavlara yapılanlar onları yeterince rahatsız ediyordu. Rus Hükümeti 18 Aralık 1876 İstanbul Konferansı’nda Filibe olaylarından dolayı Çerkeslerin Balkanlardan uzaklaştırılmasını resmen talep etti. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşını kaybeden Osmanlı tarafı olmuştu. 1878 Berlin Antlaşmasını imzalayan Osmanlı, Çerkeslerin Balkanlardan uzaklaştırılmasını kabul ediyordu. Berlin Antlaşmasının Çerkesler için anlamı büyüktü ve 1879 yılını göç yılı olarak kabul edeceklerdi. Nitekim Arıkbaşı Köyü kuruluş tarihi 1879 dur.
Balkanlardan ilk göç eden Çerkeslerin başında Arıkbaşılılar da vardı. Edirne toplama merkeziydi buradan 300.000 (üçyüzbin) Çerkes Osmanlının farklı bölgelerine gönderiliyordu. 2.göç 1.göç gibi ağır şartlarda olmamıştı. Nitekim Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit ”Ben dindaşlarımız olan bu muhacirlerin iskânı ve müdafaası için elimden geleni yaptım. İstanbul’dan Halep’e muhacir yerleşimleri kurdum. Onların yerleşmeleri için yapılan masrafları kendi cebimden ödedim.” (Abdülhamit’in Hatıra Defteri. İstanbul 1996 S:17) Arıkbaşılı Çerkeslere de bazı imkânlar sağlanılıyordu, bunu Marmaris’i beğenmeyip yerleşim yeri beğenilmesi için heyetler gönderilmesinden ve Arıkbaşı Köyü kurulduktan sonra Köy sakinlerine verilen verimli ve değerli tarlalardan anlıyoruz. Peki, neden bu ayrıcalıklar ve imkânlar Arıkbaşılı Çerkeslere veriliyordu?
Toplama merkezi olan Edirne’den yola çıkan Arıkbaşılı Çerkesler Marmaris’e geldiler. Fakat Marmaris’i beğenmeyip yeni bir yer bulunulması için ufak heyetler gönderdiler. Heyetlerden biri şuan ki kurulum yerinden biraz yukarıdaki bir bölgede kaldılar. Diğer bölgelerden farklı olarak geceyi rahat ve sivrisinek problemi olmadan geçirdiler bu bölgeyi beğendiler ve burada köy kurmaya karar verdiler. Heyet hemen geriye dönüp geride kalanları alarak geri döndü ve 1879 da Arıkbaşı Köyü kuruldu. İlk kurulduğunda köyün ismi ”Osmaniye” iken yakınından geçen Künk Deresinden esinlenerek ismi Arıkbaşı olarak değiştirildi.
Arıkbaşı Köyü kurulalı daha 14 yıl olmuştu ki ”93 Harbi” olarak bilinen Osmanlı-Rus Harbi başladı. Balkanlarda savaşçılığını kanıtlayan Çerkesler yine ön plana çıkıyorlardı. Nitekim 50 civarı köyü olan Bayındır ilçesinden askere alınan 158 kişiden 64 kişi 1 köyden, Arıkbaşı Köyündendi! Tam 93 Harbinin etkileri unutulurken I. Dünya Savaşı patlak verdi. Çerkesler yine cephelere gönderiliyorlardı. I. Dünya Savaşı’nı Almanya ile beraber girerek kaybeden Osmanlı çok ağır şartları olan ”Mondros Mütarekesini” imzalıyor ve Osmanlı işgal edilmeye başlanıyordu. Bu işgale ilk ve en fazla karşı çıkanlar yine Çerkesler oluyorlardı. Nitekim ilk seferberlik ilan eden Asker ”Kurmay Yarbay Kaseyko Mahmut”tur. Afyondaki Emrindeki Tümene daha hiç bir emir gelmemişken düşmana karşı savaşmayı emir ediyordu. Sivil olarak ilk direnişi yine Çerkesler yapıyorlardı. 1 Haziran 1919 da Ödemişin Haciilyas Köyü’ndeki Çerkesler Yunana ilk kurşunu atıyor,Yunan askerleri ile 5 saat sürecek çatışmaya giriyorlardı. İlkkurşun burada atıldığı için ”Hacıilyas” köyünün ismi ”İlkkurşun”olarak değiştirmiştir.
27 Mayıs 1919 da Yunanların köyden geçeneğini Demiryollarında çalışan 2 Arıkbaşı köylünün haber vermesiyle öğrenen Köy halkı hemen köyü boşaltarak Künk Deresine gittiler ve burada 3 gün kaldılar. (Köyümüzün Thamedelerin den Luij Kemal GÜZEY bu tarihte künk deresinde doğmuştur ve ismi o zamanlar kurtarıcı olarak anılan Mustafa Kemal den esinlenerek ”Kemal” konulmuştur.) Geri çekilmeye başlayan Yunan ordusu 9 Eylül de Arıkbaşı Köyü tren istasyonunda bir toplantı yapacağını ve herkesin davetli olduğunu açıkladıysa da yerli Rumların uyarılmasıyla Arıkbaşılılar bu toplantıya katılmadı. 7 Eylül de yemekli toplantı yapan Yunanlar oradaki 15 genci tutuklayarak Tren istasyonun karşındaki hayvan damında canlı canlı yakarak Şehit etmişlerdir (Bu 15 Şehit anısına olayın olduğu yere anıt dikilmiştir ve her sene 9 Eylül de anma töreni yapılmaktadır). Çete İlyas Çete Arif gibi Arıkbaşılar geçte olsa müdahale etmiş ve Arikbaşı düşman işgalinden kurtulmuştur.
ARIKBAŞI KÖYÜ TANITIMI
Köyümüz İzmir il sınırları içersinde Bayındır ilçesine 16 km, Torbalı ilçesine 17 km ve İzmir’e 62 km uzaklıkta şirin bir Çerkes köyüdür. Köy halkı 1864 Osmanlı-Rus savaşı döneminde Ruslar tarafından sürgün edilen Çerkeslerden kurulmuştur. Anavatanlarından sürülen Çerkesler ilk önce Rumeli’ye daha sonra Marmaris ‘e gelmişlerdir. Bu bölgenin kurak olması nedeniyle yer arayışlarını sürdürerek İzmir’in Bayındır ilçesine bağlı şuan ki Arıkbaşı Köyü’nün bulunduğu yerde kalmaya karar vermişlerdir. Osmanlının tüm asimilasyon politikasına rağmen varlıklarını diğer bölgelere yayılmış Çerkeslere oranla daha fazla koruyan köyün nüfusunun tamamı Çerkeslerin Şapsığ boyuna aittir.
İlk yerleşim döneminde köyün adı ”Osmaniye” iken daha sonra köyün yakınından geçen Künk Deresi’nden esinlenerek ARIKBAŞI ismi konulmuştur. Köy yaklaşık 400 haneden oluşmakta ve şuan 1000 civarında nüfusa sahiptir.
Köyümüz batıda Havuzbaşı ve Taşkesik Köyleri, güneyinde Çırpı Beldesi, doğusunda Çiftçigediği Köyü kuzeyinde Boz Dağların etekleri ile sınırlıdır. Ödemiş ve Tire’yi İzmir’e bağlayan demiryolu ve Bayındır’ı İzmir’e bağlayan karayolu köyümüz içerisinden geçmektedir. Köy mikro-fiziki yerleşim alanı olarak toplu köy tipi özelliğini taşımaktadır.
Köyümüzün tamamına yakın kısmı tarımla uğraşmaktadır Genellikle pamuk, zeytin, buğday, patates, karpuz, kornişon salatalık ekimi yapmaktadır. Meyvecilik olarak narenciye ve üzüm bağları geniş bir yer tutar. Ayrıca hayvancılık ve arıcılık köy halkının geçim kaynaklarındandır. Küçük Menderes Ovasındaki müstahsilin her türlü ihtiyacını karşılayan Tariş’in Üzüm ve Pamuk Tarım Satış Kooperatifi köyümüz içerisindedir. Her yıl Temmuz ayında kurulan Karpuz Panayırı köy bütçesinin en büyük gelir kaynağıdır.
Köye kuşbakışı bakıldığında düz alanda çok yapılaşma görülmektedir. Evlerin bahçeleri çiçeklerle bezenmiş bakımlı ve temiz olmaları çevre köyler arasında dikkat çekmektedir. Köye ilk yerleşenlere ait Çerkes evlerinin tümünde yapı unsuru olarak iskelet kısmında ahşap yapı malzemesi kullanılmıştır. Evlerin iç ve dış yüzü toprak sıva ve kireç ile boyalıdır. Günümüzde yapılan bu yeni evlerde bu eski yapı unsurlarının yerini betonarme yapıya terk etmiştir.
Köyümüz eğitim ve öğretimde iyi bir düzeye gelmiştir. Genç kuşağın %90′nı Lise mezunu olup, Üniversitelerde okuyan sayısı gün geçtikçe artmaktadır.
Köyde Çerkes geleneklerinin en katı olduğu konu evlenmeler esnasında yakın akraba ile yapılan evliliğe karşıdır, yakın akraba dışında aynı sülaleden kız alıp vermek Adıge Xabze’ye tamamen terstir. Günümüzde yavaş yavaş Çerkes olmayan kişilerle yapılan dış evlilik sayısı artmaya başlamıştır. Bunun en önemli nedeni asimilasyona uğramaya başlamış olmamızdır. Köyde görebileceğimiz en belirgin özellik taşıyan davranış biçimi yaşlılara, büyüklere saygılı davranılması ve karşılaşıldığında ayağa kalkılmasıdır.
Köy halkı dil olarak Şapsığ dilini kullanmakta şuanda köyde 30 yaş grubu ve üstü tarafından Adıgece konuşulmaktadır. Fakat ne acı ki asimilasyondan nasibini alan gençlerimiz anadillerini konuşmakta da zorlanmaktadır.
Köyümüzde yapılan düğünler klasik Çerkes Düğünü niteliğini taşımaktadır. Çerkes örf ve adetlerinin ortaya konulduğu çevre köylerden ve İzmir Kafkas Derneği’nden gelen misafirler ile coşkulu Adıge Müziği eşliğinde, kaşenler arasında yapılan esprili kur’lar ve Adıge Woredler söylenerek gece boyunca devam etmektedir.
Köyümüze çevre Çerkes köylerinden İlkkurşun(Hacielez) ve Ertuğrul(Çense) Köyleri ile ilişkilerimiz düğün ve ölümlerde yoğun ve süreklidir.
Köyümüzde şuanda var olan belli başlı Adıge sülaleleri şunlardır; Lıhujiko ,Natho ,Kobli, Jane, Luij, Şalaho, Şouş, Nibe, Piherşarko, Lepsuko, Nepsov, Çeremit, Hupaşej, Bağe, Duvo, Besni, Koffi, Halako, Bijaş’o, Vottah, Time, Yenuh, Bastı, Mafeud, Turkov, Yemzıg, Patuvaş, Açımıj, Ude, Tihavşe, Tihavko, Taymez, Tiğuj aileleri yaşamaktadır.